İdeal Gazlar, Mineralli Sular

24 Şubat 2016, 17:26 | Havacılık, Kabin Memurluğu, Seyahat, Sivil Havacılık, Uçak, Yolculuk kategorisinde yayınlandı | 5 Yorum
Etiketler: , , , , , ,

Yağmurun sicim gibi yağdığı, şimşeklerin bulutların arasında halay çektiği günlerden bir gün, bir uçak yolcuyla birlikte yerden epey yüksekte tıngır mıngır gidiyorduk. Masumduk, mutluyduk. “Uçak neden sallanıyor?” diye soran bile yoktu. Huzur 37.000 feette. Üniformam temiz, zihnim berrak, bulutların üzeri aydınlık, ekip güler yüzlü, iletişim güzel.

Ekipten biri “Bir Kabin Memurunun Maceraları diye bir blog var. Gördün mü hiç? Çok komik. Onunla uçsak ya, eğlenceli biri gibi,” dedi.

Aşkolsun ben eğlencesiz miyim? 
Hiçbir şeyim yok ama taş gibiyim, en çok adamdan adam gibiyim, diye başlayıp Michael Jackson çığlığı ile bitiriyorum dansımı. Bu hareketle birlikte ekip de gaza gelince pasodoble yaparak servise başlıyoruz.

Al sana, al al al! Al tut bakalım! Hoppaaaa!

Ve ta daa! İkoncan bir abla, rakibini çağıran Bruce Lee gibi bir el hareketiyle ‘Gel gel!’ diye çağırıyor beni. Annemiz babamız yapmadı böyle be!

Huzur 37000 ft vs. Ego 37000 ft.

He canım söyle! “Buyurun?”
“Bu su bozulmuş canım.” Hadi canım?! “Bana düzgün bir su verir misin?” Suyu bir hışımla ittirdi bana. Uzatmadı, ittirdi, attı.

“Yolcumuza düzgün su vermeyen damacana hanginiz?” diye döndüm ekibe.
Tamam tamam ciddi oluyorum. Açılmamış suya, neresi bozuk acaba diye baktım, inceledim. Cevap Mineral Hanım’dan geldi:
“Şişmiş bu su, bozuk!”

Artık nasıl bir enerji yayıyorsan suyun bile içi şişmiş be bacım.

“Hanımefendi basınç farklılığı sebebiyle böyle oluyor, bozuk olduğu için değil.” 
“Dalga geçiyorsunuz herhalde!”

Hı hı evet, hepimiz bunun için uçmuyor muyuz?

“Konserveyi bilirsiniz.” Bilirim. “Böyle almayın derler.” Hmm…

Yalan dolan dolu sözlerinle, deli deli bakan gözlerinle, beni beni dertlere salan kimdi, kimdi?!

Konservelerin karada satıldığından, ambalaj farkından bahsettim, ellerimle kalp yaptım, cebimden tavşan çıkardım. Birkaç farklı su hatta başka yolcunun açılmamış cipsini gösterdim. İnanmazsa arka galleyden kara tahtamı getirip fizikokimya anlatacağım:
Sevgili Mineral Hanım,
İdeal gaz kanununa göre sıcaklığın sabit olduğu bir ortamda, basıncın azalması durumunda hacim artacaktır. Bavulunuzda patlayıp kıyafetlerinizi nemlendiren kremleriniz de aynı kanuna bağlı olarak hayatını sürdürmektedir. Bu sebeple içinizi ferah tutun, sağlığınız için de havada ve karada bol bol su için. Sevgiler, Robert Boyle-Edme Mariotte

boyles_law_animated

Yolcumuza değer veriyorum çünkü. Mucuk!

Bilgiyi sindirme ve değerlendirme sürecinde ben de dudak kaslarımı çalıştırarak zamanımı boşa harcamadım.

“Yine de bunu içmek istemiyorum, başka su verir misiniz?” diye sonuçlandı değerlendirme.

Kahır, keder, dert hepsi sende, kalmadı sabır tükendi bende, dayanamam, çekemem of bitti bitti, bitti…

“Tabii!” Seni mi kırayım? Çeşnicibaşı gelip sizden önce bir yudum alsın isterseniz. Yine aynı basınç ve sıcaklık altında duran başka bir su verdim. İçine sevgimizi ve fazladan mineral kattım. Su incelendi, tartıldı, ölçüldü ve kabul edilebilir bulundu.

“Tamam canım bu daha iyi!”

Peki cınım o zaman, afiyet olsun. Mineraller beslesin, bedenimiz idrak ile dolsun.
Azıcık sonra yanından geçerken yeniden seslendi. “Hah!” dedim, “Suyun sertliğini beğenmedi.”

“Su kötü değilmiş, yordum seni de…”

Hadi canım sen de olmaz ki böyle! Küsen kızan kıran kimdi söyle?!  Tarkan dönüyor çılgınca zihnimde. Kırdın beni diyorum. Kırdın! Beni beni Bihter’ini!

Taam taam affettim, haydi gönlünce iç.

Uçağın tekeri yere değip de herkes karıncalar gibi yeryüzüne dağılırken Mineral Hanım ilişiverdi. Mucuk diye öpecek sandım.

“Yine de bunu şirkete yazacağım. Bence normal değil,” dediğinde bu yükseklikte alınan minerallerin zihnin kutup başları arasında temassızlık yarattığına kanaat getirdim. O merdivenlerden inerken ben de şarkımı söylemeye devam ettim:

Nazın cazın hiç bitmedi gitti, sazın sözün de zamanı geçti. Güle güle sana da, artık bitti, bitti!
Bitti ah bitti, bitti, bittiiii böyleeee!

 

 

 

 

Reklamlar

Bir Dakika Önce Bir Dakika Sonra

06 Temmuz 2015, 13:49 | Havacılık, Kabin Memurluğu, Seyahat, Sivil Havacılık, Uçak, Yolculuk kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum
Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

nicebye bye

Uçağa Pekmezle Binilmez!

28 Haziran 2015, 17:54 | Havacılık, Kabin Memurluğu, Sivil Havacılık, Uçak, Yolculuk kategorisinde yayınlandı | 10 Yorum
Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , ,

Gecenin bir yarısı, sabahın körü, yaz günü Avcı Takımyıldızı’nın ufuktan yükseldiği saatlerden biriydi muhtemelen. Uçağın ortasında desibeli yüksek bir ses: “Yeter be, önden koltuk seçiyorum tavuk kalmıyor. Arkadan koltuk seçiyorum köfte olmuyor. Şimdi de balık var sadece diyorsunuz. Allah kahretsin sizi! Lanet olsun hepinize! Bir adam gibi olmayacak şu yolculuklar.” Sadece yüksek desibe değill, böğürmenin sesli tanımı vardı önümüzde. Sonra o tepsi havaya kalktı ve olduğu gibi üzerime uçtu. Olmayan şey değil. İnsanoğlu tavuk yerine balık bulunca her zaman yapar bunu.

Gözlerimi açtım, nerede olduğumu düşündüm bir an. Neden uyanmıştım ben? Telefona uzandım saate baktım ve ok gibi fırladım yataktan. Fırında tavuk, balık falan mı unutmuştum?  Banyoya koştum yüzümü yıkadım. Aynaya baktım. Acaba saati mi kurmadım? En hızlısından bir topuz yaptım ama neden? Neden topluyorum saçlarımı diye bakıyorum kendime aynada? Toplamam gerekiyor çünkü. Bu saatte kalkınca böyle yapılır. Saç toplanır, makyaj yapılır, üniforma giyilir  ve uçuşa gidilir. Evet, çok mantıklı. Ben de öyle yapıyorum zaten. Güzel. Odaya geçtim, üniforma giyme zamanı derken eşim uyandı. Tüh!

“Ne yapıyorsun?” dedi.

Biraz anlamsızca, biraz ters ters, biraz da üzgün şekilde dönüp baktım. “E uçuşa gidiyorum. Hadi uyu sen. Kalkacaksın zaten iki saate, bölünmesin uykun.”

“Yarın Pazar ya nereye kalkacağım? Senin de boş günün değil miydi, öyle demiştin bana bugün?”

“Öyle mi dedim?”

Öyle mi demiştim? Ben mi demiştim? Ne demiştim? Ne zaman demiştim? Adam tavuk yok diye balık yemek zorunda kalıyor sen bana ne diyorsun? Karabasanla beraber kalkmış işe gidiyorum. Sen bana yarın Pazar diyorsun. Pazar neydi? Pazar sevgiydi, Pazar emekti. Pazar ne demekti? Ne anlamsız bir kelimeydi böyle art arda söyleyince.

O, yatakta doğrulmuş bana bakıyordu. Ben, beşinci günün şafağında doğuya bakar gibi ona bakıyordum. Sonra kendime gelip güncellemelerimi yapınca göz bebeklerim normale döndü. Normale döndüğünü karşımdaki surattan anlamıştım daha ziyade.

“Haydi yat sen de!” dedi bana eliyle yastığıma pat pat vurarak. Sonra “Ayyy yatma yatma, hep pekmezin akmış buralara! Git de bez getir!” dedi.

 İçimde nasıl bir rahatlama, nasıl bir hafiflik, tarifi yok.

Dehr Gösterdi Yine Hicran Hicran Üstüne

16 Şubat 2015, 00:19 | Havacılık, Kabin Memurluğu, Seyahat, Uçak, Yolculuk kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum
Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde pireler berber iken, develer tellâl iken ben uçağın içinde türbülansın birinde tıngır mıngır sallanır iken uçakta tek bir boş koltuk olmadan yirmi küsur bebekle bulutların üzerinde gidiyormuşuz.

-Beyefendi oturur musunuz?

-Beyefendi kemerinizi bağlar mısınız?

-Hanımefendi bebeğin kemeri lütfen!

-Hanımefendi siz de bebeğin kemerini bağlayın lütfen!

-Hanımefendi bebeğin kemeri…

-Bebeğin kemerini bağlar mısınız hanımefendi?

-Bebek diyorum, kemer diyorum!

-Hanımefendi…

-Çantayı alalım koridordan.

-Hayır hanımefendi, bebeğinizin sizin kucağınızda olması daha sağlıklı ve güvenli olacaktır.

-Peki yardımcı olayım kemeri bağlamanıza.

-Teyzecim!

-Hey genç baba bebeğin kemeri!

-Bebeğin kemerini bağlar mısınız? – Ama? – Ama yok, yok ama, ne aması?!

Aaaayyyhhh biri bana su versin ağzım dilim kurudu.

Neyse işte herkesi bağladık, ama diyenlerin ağzına da çorap tıktıktan sonra ne ara yükseldik ben de hatırlamıyorum. Sonra epey bir hatırlamıyorum yine… Tek hatırladığım uçakta fır döndüğüm. Bir öne koşuyorum, bir arkaya koşuyorum. Kimse doymak bilmiyor, herkes susuzluktan dehidrasyona uğramış gibi…  Böyle hayalet avcıları misali sırtıma su sebili bağlayıp gezsem yeridir.

12C’ye bir su çek!

20. sıralarda susuzluk yeniden baş gösteriyor dikkat edelim arkadaşlar.

Arka saflarda açlık belirtileri patlak verdi, arkadaşım sen onları doyur, ben sıvı teminine gidiyorum.

Ön sıralarda karnı doymuş yolcularda yeniden deri kuruması gözlenmiştir, gerekli nem ikmalini yapalım lütfen!

İnsanlar zombi gibi suuuuuu, yemeeeeek, suuuuuu diye uğulduyorlar. Bebek maması soran bile oluyor. Cebimden Aptamil falan çıkaracakmışım gibi bakıyor gözlerime.

Tabii sonra tuvalet trafiği… E-5’in ortasında sıkışmışım gibi kalıyorum kabinin orta yerinde. Elim kolum dolu. O sıra yolcunun biri sesleniyor, dönüp bakıyorum. Aramızda 5-6 sıra kadar bir mesafe var. El işaretiyle su içmek istediğini belirtiyor. Tamam diyorum. Başımı  uçağın arkasına geri çeviriyorum, önümde uzanan kuyruğa iç çekerek bakıyorum. Bir Allah’ın kulu da bana su verse ya… O sırada arkadaşla göz göze geliyoruz. Süzme çesmin gelmesin müjgan müjgan üstüne der gibi bakıyor sanki. Dilde gam var gelemiyorum koridor dolu yolcu yolcu üstüne der gibi karşılık veriyorum ben de. Tam böyle karşılık verirken son vereceğim suyu unuttuğumu epey bir sonra hatırlayacağımı bilemiyorum elbette o an. Üzerine iki bacak daha geçiyor… Uçağın içi Flash Tv’nin halay programları gibi.

Uçağın tekerleri son bacakta yere değerken tabanımdaki sızıyı düşünüyorum. Eve gidip derhal uyumak istiyorum.

Koca bir şişe suyu kafama dikip gözlerimi yumuyorum. Tam uykuya dalacak gibi olurken, uykuyla uyanıklık arasında uçurumdan yuvarlanır gibi olurken kalbim çarparak panikle açıyorum gözlerimi.su

Offf ya, adama su vermeyi unuttum!!!! Off, offf!!! Hay kafama!

Bir kere de aynı şekilde kahve vermeyi unuttuğumu hatırlayarak göğsüm sıkışıyor bir süre, Dehr gösterdi yine hicran hicran üstüne diye düşünürken uykuya dalmışım, onu da uyanınca fark ediyorum.

Uçakta Tuvalete Gitmece!

09 Temmuz 2014, 14:51 | Havacılık, Kabin Memurluğu, Seyahat, Sivil Havacılık, Uçak, Yolculuk kategorisinde yayınlandı | 1 Yorum
Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

uçak tuvaleti

Hayatında Hiç Kahve İçmemişçesine!!

21 Haziran 2014, 00:40 | Havacılık, Kabin Memurluğu, Seyahat, Sivil Havacılık, Uçak, Yolculuk kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın
Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Ucakta Ikram

Göremedim Bir Daha Göster!

25 Eylül 2013, 00:34 | Havacılık, Kabin Memurluğu, Seyahat, Sivil Havacılık, Uçak, Yolculuk kategorisinde yayınlandı | 12 Yorum
Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Günlerden bir gün Karadeniz uçuşundayız. Günümün son uçuşu. Kafam uçağın burnu kadar olmuş, beynimde motor sesi uğulduluyor. 382. bebek kemerini bağladıktan sonra bastonuma yaslanıp ‘Vay belim’ diyerek geziyorum koridorda. Bakın küsüratlı sayı veriyorum ki ne kadar ince çalıştığım ortaya çıksın. Sonrasında da demo için hazırlanıyorum. Her zamanki gibi disko ışıklarını ayarlıyorum, sesi açıyorum,  alıyorum elime mikrofonu.. Ses, sess… Haydi kabin, eller havaya vuhuu!!

‘Eee ama oturmaya mı geldik?! Ne yapcaz inene kadar? Hazır oksijen de az ne güzel!!’ Gel gör ki kabin ciddi. Herkes pür dikkat bana bakıyor. ‘Humm, peki o zaman Türk Sanat Musikisinden parçalar söyleyelim? Dertli uçuşlara giden işte benim Zeki Müren’ ( Bu vesile ile Zeki Müren’in ölüm yıldönümünü de anmış olalım)

Ama kimsede ses yok. Esasen kabin yıkılıyor da ben böyle hayaller kuruyorum işte. TSM’yi de beğenmediysek geriye tek çare kalıyor. Başlıyorum söylemeye: “Al şalım yeşil şalım da, dünyayı dolaşalım… “

Sanki bir kıpırtı oldu. Sanki, gibi… Neyse o zaman pist kısa, istek parça ile yayınımızı tamamlıyoruz hemen. 12B’de oturan yolcumuzdan geliyor:

“Uçağımızdaki bazı teknik konulara dikkat çekmek istiyoruz” adlı anonim şarkı…

Eh nihayet herkesin keyfi yerine geliyor. 🙂

Kapılar, çıkışlar derken sıra can yeleğine geliyor.

demo

O esnada bir teyze bağırıyor “Ayyyy ayyyy göremedim, kaçırdım göremedim bir daha göster, bir daha!!!”

Uğurcum geri alalım bi!

Bir an kalakaldım, güleceğim gülemiyorum ama teyzeyi duyanların bir kısmı zaten kahkahalara boğuldu. Demo ile ilgilenemeyen bir kesim de ‘Ne oluyor ya?’ diyerek şaşkın bakışlarla etrafa bakmaya başladı. Sen daha bakma neler kaçırıyorsun gör işte!

Tabii demo bölünmedi, tamamladık bitirdik ama teyze çok kötü. Offluyor, pofluyor, “Ne olcak şimdi, ya bir şey olursa?” diye sayıklayıp duruyor. Vakit dar, pist uzun değil. Vakit olsa gidip göstereceğim. Kemer kontrolünde eteğime yapışıverdi hemen.

“Niye göstermedin bir daha, kaçırdım ben çocuğa bakarken” diye hiddetlendi.

“Tamam, siz merak etmeyin, kalkıştan hemen sonra yardımcı olacağım size” diyerek tatlıya bağladık.

Aynı uçuşta elma soyup bize de takdim eden teyzenin uçağa bıçağı nasıl getirdiğiyle ilgili güzide anımızı da bilahare anlatacağım, çünkü bir de örgü ören teyze ve şiş konusu var, düşünüyorum, bakalım göreceğiz artık…

Cam Kenarına Oturmam Gerek Dedim!

15 Mart 2013, 02:01 | Havacılık, Kabin Memurluğu, Seyahat, Uçak, Yolculuk kategorisinde yayınlandı | 7 Yorum
Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

Yolcu alımındayız. Birden bir kadın “Hostes Hanım bakar mısınııız?” diye seslendi.

“Buyurun?” dedim.

“Beyefendi benim yerime oturmuş kalkmıyor.” 

Örtmenimm Ahmet saçımı çekiyoooo..

“Biniş kartınızı görebilir miyim beyefendi?” dedim.

“Tamam benim yerim burası değil ama buraya oturmak zorundayım” dedi.

Ooo çok fantastik! 

“Neden peki? Sebebini öğrenebilir miyim?”

“Çünkü cam kenarı başka yer kalmamış ve benim cam kenarına oturmam gerek” dedi.

Şu elimdeki eter hepimize yeter demek istiyorum…

“Anlıyorum fakat görüyorsunuz burası hanımefendinin yeri ve oturmak da onun hakkı. Ben size başka bir yer ayarlamaya çalışayım.”

“Olmaz!! Bir şey olursa nereden kaçacağım?!” dedi uçağın penceresini göstererek, ” Cam kenarında oturmam gerek, burası iyi!” 

Vuuu ipler koptu işte! Bir şey olursa nereden mi kaçacağım?! Bir şey olursa o minnacık pencereden mi kaçmayı planlıyordun acaba? Bir adama baktım şaka mı diye,  bir pencereye baktım sığar mı diye.. Dostum kafan bile geçmez o pencereden. Nasıl bir matematik kullandın ki? Kolumu kurtarsam yeter diye mi düşündün?

Kadın da adama bakıyordu, omzumu sıvazladı neden sonra, “Ben şuraya oturayım da siz durumu çözmeye bakın, kolaylıklar” dedi acır gibi. O sırada zaman geçiyor tabii.

Sayın konuklarımız, yolcularımızdan birinin acil olarak psikolojik yardıma ihtiyacı vardır!..

Eğildim adamın yanına iyice. “Bakın beyefendi inanın sizi çok iyi anlıyorum. Öncelikle lütfen sıkmayın kendinizi. Herhangi bir aksaklık söz konusu değil. Rahat olun lütfen. Fakat pencereden kaçmayı nasıl düşünüyorsunuz acaba? Çok küçük değil mi? Çıkamazsınız oradan”

“Geçeriz artık bir şekilde.”

İcabında süblimleşiriz…

“Geçerken sıkışabilirsiniz bence. Hem kırılmayabilir o pencere bakarsınız.. Allah korusun tabii ama eğer bir şey olursa, bence kapıya yakın olmak daha mantıklı. Koridordaki yerinizde oturursanız – ki bakın ne kadar şanslısınız ikinci sıradasınız, hemen çıkabilirsiniz.”

Şşştt aramızda kalsın!

Adam sustu. Baktı bana. “O kadar sağlam yani uçak. Kırılmayabilir o pencere diyorsun”

“Siz rahat olun, güvenin bana. Hanımefendi yerine geçsin, siz de gelin böyle. Yine de beğenmezseniz ben yardımcı olmaya çalışacağım.”

“E anlaştık o zaman.”

E hadi bakalım.

Nerede Bu Uçak?! : Flight Radar 24

07 Ocak 2013, 00:21 | Havacılık, Seyahat, Sivil Havacılık, Uçak, Yolculuk kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum
Etiketler: , , ,

Birçok kişi soruyor, bizimkiler Hollanda’dan geliyordu indi mi acaba uçakları,  uçakları nasıl takip ederiz, havada mı, indi mi, kalktı mı, nerede diye.. Cevabı için güzel bir yazı paylaşmak istiyorum sizinle:

*       *       *

Kaynak Site: http://diaboloviolette.wordpress.com/2012/03/13/bana-bir-internet-sitesi-ogretenin-1-flightradar24/

İlk sitemiz havacılık ile hatta doğrudan hava ulaşımı ile ilgili; FlightRadar24.com

Bu site Dünya’nın bir çok noktasında alıcıya sahip. Bu alıcı ADS-B adlı aktarıcıyı içeren tüm uçaklardan veri alıp siteye aktarıyor ve sitedeki dünya haritası üzerinde bu uçakları bulabiliyoruz.

Uçağımızı bulduktan sonra üzerine tıklarsanız uçağın o anki bilgilerine de ulaşabiliyoruz; alttaki örnekte İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan yeni kalkmış olan bir THY uçağını görüyoruz. Sol tarafta uçağın bir fotoğrafı, hangi firmaya ait olduğu, nereden kalktığı ve nereye gittiği, modeli, kayıt bilgileri ve uçuş bilgilerini bulabiliyoruz. Harita kısmında da uçağın konumunun yanında hangi rotayı kullanarak gittiğini ve renge göre yüksekliğini de görebiliyoruz. Sol altta gördüğünüz linki istediğiniz kişiye gönderip takip etiğiniz uçağı onunla da paylaşabilirsiniz.

Siteyi kullanırken en çok şuna dikkat edin, alıcı – aktarıcı arasındaki veri problemleri nedeniyle uçak bazen haritadan kaybolabiliyor, panik yok.

Bunun haricinde uçak çeşitleri/modelleri de şekilleri ile birbirinden ayrılıyor, siteyi biraz kullandıktan sonra siz de farkedeceksiniz. Mesela Airbus A380 model uçağı bulmak istiyorsanız haritanızı Dubai’ye ortalayıp uçaklara tıklamanız yeterli, mutlaka denk gelirsiniz. Bir ipucu: en heybetli olan A380’dir.

İniş koşullarının sıkıntılı olduğu günlerde aşağıdaki gibi ilginç rotalara denk gelebilirsiniz;

Son olarak, sitede sağ üst köşede istediğiniz gün ve saatteki hava trafiğini görmenize olanak sağlayan bir seçenek var çok işe yaramıyor ancak belki lazım olur, biraz karıştırırsanız çözersiniz. İyi eğlenceler.

Güncelleme – 28.07.2012
Siteye eklenen ancak halen denemeleri devam eden bir özellik de Aircraft View özelliği. Üzerine tıkladığınız uçağın özelliklerinin gösterildiği sağ tarafta Aircraft View (BETA) yazan yere tıklarsanız şöyle bir görüntü ile uçağı takip edebilirsiniz.

Bir Işık Var Ama?..

05 Ocak 2013, 19:48 | Havacılık, Kabin Memurluğu, Seyahat, Uçak, Yolculuk kategorisinde yayınlandı | 5 Yorum
Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

Yine güzel yurdumun, neresi olduğunu hatırlayamadığım güzel bir şehrine gidiyoruz bir gün. Sakin geçiyor genel olarak uçuş. Bir yolcu çağırdı, biraz telaşlı…

“Buyrun beyefendi?”

“Hostes Hanım bu ışık ne? Burada ışık yanıyor..” dedi kemer ikaz ışıklarını göstererek. Üzerinde de kemer resmi var ama neyse. 

“Kemer ikaz ışığı beyefendi. Yandığında kemerleri bağlamak gerekiyor.”

“Ama yanıyor?”

O hâlde var! Ne yaptın hocam ya, her şey iyi gidiyordu. 

“Demek ki kemerleri bağlamak gerekiyor.”  Şimdi de ‘E yani?‘ diyecek gibi ama…

“…”

“Yardımcı olabileceğim başka bir şey var mı?” dedim gülümseyerek.

Hayır anlamında başını salladı, gözleri ışığa dikip bakmaya devam etti. Uçuş bitip de herkes inerken, geldi yanıma:

“Söndü” dedi. 

Birden kahkaha atmamak için zor tuttum kendimi. Humm enteresan söndü demek.

“E siz de çözmüşsünüz kemerinizi zaten, iniyorsunuz. Her şey normal yani. İyi günler dilerim”

Sonraki Sayfa »

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.

%d blogcu bunu beğendi: