Hayatında Hiç Kahve İçmemişçesine!!

21 Haziran 2014, 00:40 | Havacılık, Kabin Memurluğu, Seyahat, Sivil Havacılık, Uçak, Yolculuk kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın
Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Ucakta Ikram

Reklamlar

Atmosferik Sayıklamalar..

16 Ekim 2012, 14:13 | Havacılık, Seyahat, Sivil Havacılık, Uçak, Yolculuk kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum
Etiketler: , , , , , , , , , ,

Fransa’ya gidiyoruz; sabaha doğru başlamış uçuş. Herkes uyuyor. Yerim olsa, şansım olsa ben de uyuyacağım. Kapanıyor gözlerim. Şaşı bakıyorum mütemadiyen, kahve üstüne kahve içiyorum gözleri doğru eksende tutabilmek için. Genelde şekersiz sütlü içtiğim kahvelerin sonu böyle gelmiş, artık sade olarak kafama diker oluvermiştim.

Canım sıkılıyor, minnacık penceremden bakmaya çalışıyorum aşağıya. Alplerden geçiyoruz o esnada. Kilometreler boyu dizilmişler, enfes görünüyorlar.. Rotaya alışkınım, görüntü aşağı yukarı kafamda. Birazdan derin bir vadiye oturmuş şahane bir kasaba gelecek.. Vay halime! O yeşilliklerin arasında olmak varken ne işim vardı 10 km tepelerinde?  Hapsedilmiş hissiyle bakıyorum pencereden.. Ne yapıyordum ben troposferin üst sınırında? Yapayalnızım yukarıda! Felix’i düşünüyorum.. Vay be!

Dağlar aşağıda, doğa aşağıda, iklim olayları bile aşağıda..’ Aaaa Heidi’yi gördüm sanki..’

“Vişne suyu verir misiniz?”                          “Ha? Ne? Hay bu kaçıncı ama ya?!”

“Sigara satılacak değil mi?”                          “Evet biraz daha sonra..”

“Tuvaletim geldi?”                                         “Bakın yazıyor kafam kadar tuvalet diye”

“Bak sigara falan satılacak değil mi? ”        “ Ay evet satılacak merak etmeyin..”

Kaptaan çıkarın beni bu kaptaan! 

Göle güneş yansımış ne güzel görünüyor.

Harici hava sıcaklığı -50 derece

“İki karton Marlboro alayım..”

Time to destination 1 saat 20 dk

İndiğim yerde kalsam bari..

“Çocuk kustu torba var mı?”

İsviçre vize istemeyeydi keşke..

“Uçak soğuk oldu!”                               “Isıtalım..”

“Neredeyiz biz?”                                   “Bakın yazıyor haritada..”

“Uçak sıcak oldu!”                                ” Soğutalım!”

“Kokpiti görsem?!”                                “Olmaz!”

Allah’tan uyuyorsunuz bir de uyanık olsanız ne olacak acaba?

Paris Havalimanı için alçalmaya başlıyoruz..

E hadi bakalım..

 

Ben Çayımı Sıcak Severim!

12 Eylül 2012, 22:39 | Havacılık, Seyahat, Sivil Havacılık, Uçak, Yolculuk kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum
Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Yolcunun biri çay istedi uçuşta.

Hay hay.. Verdik çayını, şekerini.

“Iyy bu soğuk”, dedi.

Allah Allah bakalım hemen. Üstünden buharlar çıkıyor ama haydi hayırlısı. Koyduk başka bir bardağa suyu, dokunduk. Elimiz yandı. Nasıl soğuk ya?!

 ” Beyefendi kontrol ettik. Soğuk değil su, ısıtıcımızdan tekrar su koyduk. Böyle deneyin şimdi isterseniz.”

Bir yudum alındı.

“Ya rezalet resmen. Soğuk bu çay soğuk.”

” Üzgünüz gerçekten ancak ısıtıcımız normal çalışıyor. Sorduğumuz kişiler su sıcaklığından memnun. Dokunduğumuzda elimiz yandı.”

“Ben çayımı kaynar severim..”

Ben de sopanın kızılcık dalından olanını severim.  Hay senin kaynar çayına, ziftin pekini iç!

Şimdi bu olayın iki noktası var:

Öncelikle yine en fazla 2 saatlik yere gidiyoruz. Uçaktayız, yerden 10-11 km yukarıdayız, 800-900 km hızla gidiyoruz. Havayoluna ait uçağın donanımı belli. Şartları idrak edelim lütfen. Bir düşün bakalım ne yapıyorsun şu an?

Hayatının, kara aracıyla 20 saatten fazla tutacak bir yere sadece 2 saatinin gittiği bir durumda, deniz seviyesinde 100 derecede kaynar suyla yapılmış demleme çay içmesen de olur bence. Denedik, bir şey olmuyor. Hâlâ hayattayız.

Evin değil burası, yoldasın, hareket hâlindesin, elden gelen tüm şartlar fazlasıyla sunuluyor zaten. Hem de büyük kibarlıkla. Senin ise hem tavrın kaba, hem de isteğin yersiz.  İn 1 saat sonra, isteğin yerde, istediğin çayı iç. Ama kabin ekibi, içinde bulunulan şartlardaki en sıcak suyu sana getirdi. Psikopat gibi tiryakiliğin lüzumu yok. Haa bunların haricinden, ısıtıcı çalışmamış olabilir, su cidden soğuk ya da ılık olabilirdi. Ancak görgü, adap diye de bir şey var ki bizi diğerimizden ayırıyor. Ağzımızdan çıkanı duysun bir kulağımız.

Yani bu bahsettiğim çok mu büyük olay bilmiyorum. Benim bu tarzdaki yolculuktan beklediğim . Çay mı, kahve mi içmek istiyorum. Beni oyalasın, idare etsin yeter. En iyisi, en sıcağı, zirvelerden süzülüp geleni, yapraklardan özenle toplananı olmak zorunda değil.

Gelelim olayın ikinci noktasında, sen yırtınsan da zaten istediğin sıcaklıkta bir içecek içemezsin. Farkındalığını korumak adına tekrar hatırlatıyorum ki uçaktayız. Yerden farklı bir basınç noktasındayız. Atmosferde dolanıyoruz. Kabin için basınç uçaklarda 5000-8000 feete ayarlıdır. Aşağı yukarı Uludağ’ın zirvesinde seyrediyoruz diyebiliriz.

Ve temel fizik bilgilerimizi dürtecek olursak, deniz seviyesinde 100 derecede kaynayan su, uçaktaki basınç altında 90 derece gibi bir noktada kaynar. Yırtınsak da ağzınıza layık 100 derecelik su elde etmemiz mümkün değildir yani. Bu 10 derecelik damak hassasiyetinize saygılarımı sunarak, işbu farkı, gittiğiniz coğrafî bölgedeki kaynattığınız suyla telâfi etmenizi salık veririm. Böylece 5 yaşında çocuk gibi isterim de isterim diye ağlamamış olur, karşınızda size yardımcı olmaya çalışan insanlara böğürmezsiniz. Kaldı ki 90 dereceden bahsediyoruz. Yanlışlıkla üstüne dökülse, hostes beni yaktı diye inleyeceğin, buzlar, merhemler isteyeceğin, deri üzerinde gayet ciddi yanıklara sebebiyet verebilecek bir sıcaklıktan bahsediyoruz. Ilık ya da soğuktan değil.  

Peki ben ne yaptım? Servis tamamlandıktan sonra, bir hışımla adamın yanına gidip henüz bardağındaki çay bitmemişken, diğer yolcuların da duyabileceği bir sesle, az önce bahsettiğim fiziksel olayı açıkladım.

“… Şikâyetiniz belki de buradan kaynaklanıyordur. Hak verirsiniz ki fiziksel olarak imkânsız olan bu olayı değiştirebilecek bir konumda değiliz.”

Bu kadar bilimsellik fazla gelmiş olacak ki, diğer yolcuların da “adama bak yaa hayret valla” ifadeleri eşliğinde, belki biraz mahçup, biraz da şaşkın bakışlarla sadece ‘hmm peki’ diyerek devam etti yolcuğuna.

Aynısının kahve versiyonları da mevcut pek tabii.

Haydi iyi yolcuklar sizee! 🙂

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.

%d blogcu bunu beğendi: