Yetişin A Dostlar Uçak Rotadan Çıktı!!

30 Temmuz 2013, 01:05 | Kabin Memurluğu, Yolculuk kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum
Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Hatırlıyor musunuz koltuğunu arayan gitarlı yolcuyla olan uçuşu? Burada yazmıştım. Hah o uçuş hiç bitmedi işte! 
Eğlence salonlarında kutudan fırlayan köstebeklerin kafasına vurma oyunu vardır ya, tam da öyleydi.. Birini hallediyoruz bir diğeri fırlıyor, arka taraf asayiş berkemal derken ön taraf Meksika dalgasına başlıyor falan.. Uçağın içi şenlik alanı gibiydi.
Kalkışı sağ salim atlattıktan sonra servise hazırlanmaya başladık. Çocuklar, Road Runner misalî koşuşturuyor kabinde. Anneler, beşinci kattan evlâdını yemeğe çağırıyormuşçasına haykırıyor çocuklarına.
Koridordan geçerken kucağıma bir çocuk bile tutuşturuldu hatta; ‘Bak hostes abla iğne yapar!’ diye. Yuha!! Freud’dan başlayan kısa sohbetim öğrenmede davranışçı yaklaşıma gelmek üzereydi ki çocuğun çişi geldi. Oracığa yapacak olsaydı hangi yaklaşımdan girişirdim bilemiyorum fakat herkesin gördüğü, gülümseyici yaklaşımım oldu tabii.  Neyse bu konuyla sık karşılaştığımdan ayrı bir macera olarak anlatacağım..
Çocuğu ana kucağına teslim ettikten sonra servis başladı. Çaydı kahveydi derken bir eğlendik bir eğlendik dedik artık çekelim şu trolleyi tekerler değmeden. Tam dibimde bir kadın bağırdı o esnada:

“Ayyy hostessss uçak rotadan çıktı!!!”

Dedim ‘teyze sen de katıl bize hep beraber çıkalım rotadan hobaa!’

Teyzeye yakın olan bendim, arkadaş çekti trolleyi ben de teyzeye yaklaştım. Şşştt çaktırma teyze ya ne güzel gidiyoruz işte!!

“Ne oldu hanımefendi anlayamadım tam?”, dedim.

“Uçak rotadan çıktı kızım! Çizgide gitmiyor!” dedi ekranı göstererek. Ha ciddi yani teyze!! Nitekim, Sabiha Gökçen’le beraber uçmuş gibi bakıyordu yüzüme. Ciddileştim tabii hemen.

Ekrana baktım, bildiğim her günkü ekran. Hangi sebepten dolayı rotadan çıkılmış olabileceğini düşünmüştür diye kübik ve gerçeküstücü bir yaklaşımla pencereden şöyle bir baktım karanlığa, o anki rüzgâr ve hızımızı hemencecik hesaplayıp yeniden değerlendirdim görüntüyü. Teyzecim korkacak bir şey yok Kaptan shortcut almış Filipinler üzerinden yaklaşacak piste! Tanrımmm kabin, kabin olalı böyle determinizm görmedi, ne kaddar da bilimselim 😛

Uçağa binmiş olanlar bilecektir. Birçok uçakta uçuş bilgilerinin, rotasının verildiği, ayrıca reklam, film vb. gösterilen kabin eğlence sistemleri vardır. Harita kısmında da çeşitli animasyonlar olur. Dünyadan başlar göstermeye bulunduğun
coğrafyaya yaklaşır, uçağın nereden nereye gideceğini çizer,  beğenmez siler, yok ters döner, şekil yapar, yay çizer vs.

İki uçağın burnunun çizgi üzerindeki yönüne bakacak olursanız, yolcumuzun olaya ne denli hassas yaklaştığını görebilirsiniz.


İşte canım teyzem bir bakmış uçak rotayı gösterirken burnu Yunanistan’a doğru kaymış, İstanbul’u göstermiyor, gösterilen çizgi üzerinde de değil. Ah teyzecim biz alıştık sen de alışırsın, uçak işte burnunun dikine gidiyor hep! Açıkladım tabii durumu, her şeyin normal olduğunu… Fakat o esnada durum teyzeyle mi kaldı? Kalmadı.

“Hostessss uçak rotadan çıktı!!” yı duyan maceraperest yolcular ne yapar?

“Neeeaaa uçak rotadan mı çıkmış?”

“Nasıl ya?”

“Ne oluyor, ne oluyor?”

Pencereden bakmalar, ayağa kalkıp teyze ciddi mi diye teşhise gelenler, uçak rotadan çıktığı için ağlayan çocuklar, uçak rotadan çıktı diye ağlamayı bırakan çocuklar, uçağın rotasından bağımsız olarak ağlayan bebekler, cidden Filipinler’e insek umrunda olmayacak gençler, tek kaşı kalkık cool görünümlü fakat gergin gitarcı ve gitarı.. Aaa sen de vardın değil mi Desperado?! 🙂 İyi misin nasılsın? Rahat mı koltuk?

Ve gitarist beklenmedik bir hareket yaptı o anda. Gitarının üzerinden ufak bir baş hareketiyle beni çağırdı. Kanka mı olduk bir anda ne oldu kuzum? Bir gözü ekranda bir gözü pencerede. Rota görünüyor mu bari, bak bakalım çizgide mi gidiyoruz? Eğildim, dikkat kesildim. Desperado aslında teyzeye inanmamış ama belli ki kurt düşmüş içine, ‘cidden bir sorun var mı?’ diye fısıldadı kulağıma.

Ben de fısıldadım: “Korkma Desperado, sorun yok koltuk sayımız tam, saydım yeniden, yolumuzda gidiyoruz!”

Uçuşun en güzel ânı, tekerlerin yere değeceği andaki yaşadığımız sessizlikti. Oh!

Millet, daha açık olmayan kapıdan inmek için ayağa kalkmış beklerken bir ses geldi aradan:

– İstanbul değil mi kızım?

Bakayım doğru mu geldik?

Yok teyze Manila burası, sonraki durak seninki! Evet teyzeciğim merak etmeyin siz…

Gitarcı sen de biniş kartlarıyla barışık ol artık, haydi selametle!

 

Reklamlar

Güneş mi Doğuyor?!

16 Nisan 2013, 22:16 | Kabin Memurluğu, Uçak, Yolculuk kategorisinde yayınlandı | 5 Yorum
Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , ,

Akşamüstü saat 8’e doğru evden çıkmışım. Gece boyu uçuş.

Cabin Crew Slides Armed and Cross Check! Kapılar kapandı, şov başlasınnn!! Önce bir  kahve içiyorum. İçiyorum demeyeyim de hızla tepeme dikiyorum.

“2R Ayşe* buyrun benim. Buz mu? Getireyim.”

Bir çöpe çıkıyorum, bir kahve daha içiyorum, bir kahve de yolcuya veriyorum. Adeta kahve diyarı.

Yolcu “Ne kadar kaldı?” diyor. “Geldik,” diyorum “şu dağların arkası hemen”. Bir kahve daha içmek istiyorum ama vakit bulamıyorum, yemekler hazırlanıyor, toplanıyor, diğer servisler vs.  

Güneş doğuyor artık. Yolcu çağırıyor o sırada, pencereden aydınlığı gösteriyor:

“Güneş mi doğuyor?”

Yolcuya bakıyorum, aydınlanan ufka bakıyorum, yolcuya bakıyorum yine. Güneş değil o, demek istiyorum ama yorulmuşum. “Evet” diyorum.

“Öyle mi?” diyor, diğer taraftaki pencereleri gösteriyor,”o zaman orası neden karanlık?” Oranın güneşi doğmamış daha ne yapalım, kader böyle!

Hadi hadi! Cevap versene, hadi ateistler bunu da açıklasın!! Çünkü kandırdım seni dostum. Güneş değil o! Jüpiter o, atom bombası! Dünya da yuvarlak değil zaten! Güneş böyle her gün hop diye birden yukarı zıplıyor her yer aynı anda aydınlanıyor. İşte hep kuantum bunlar!

Beynimin içinde böyle abuk subuk şeyler dönerken kaptan arıyor. 2 dakika izin isteyip gidiyorum.

“Buyrun Ali Kaptan” diyorum:

“İki çay göndeeer, çok doldurma, limon da koy, şeker olmasın bu sefer.”

“Bodum bardakta, yasemin çiçekleriyle beraber marine de edeyim mi ?” diyorum. Sonra yolcuya dönüyorum geri, tam açıklama yapacağım:

“Ne oldu bilemedin de Kaptana mı sordun?” diyor. 

Ne cevap vereyim şimdi? Saat sabahın 6’sı, zaten karanlık yerin güneşi falan doğmamış daha, ne cevap vereyim ben? He canım kaptana sordum, tanımlayamadıkları bir cisimmiş, onlar da çok merak ediyormuş. 

“Hayır beyefendi”, dedim ve ona Galilei’den başlayıp coğrafya, fizik ve astronominin güzelliklerinden bahsettim. Cümlemi bitirdiğimde artık bütün dünya aydınlanmıştı zaten. 

Bir kere daha giriştik çöpe falan derken inmişiz ben de hatırlamıyorum.

Çantamı sürükleyerek apartmana doğru gidiyorum. Saat sekiz olmuş, bakkal yeni açıyor, beni görünce “Oooo hostes hanım günaydın” diyor.

“Doğdu değil mi güneş ?” diyorum. Anlamsızca bakıyor tabii yüzüme.

Apartman kapısına geldiğimde sitenin görevlisi Ahmet yaklaşıyor. Selamlaşıyoruz. “İşten mi geliyorsun? Ben de daha yeni çıkıyorum çöpe” diyor.

Dur sen arkadan çık ben de önden başlayayım‘ diyesim geliyor istemsiz olarak. “Yardım etmek isterdim de çok yoruldum ben” diyorum zile basıyorum. 

“Kim o?” diyor evdekilerden biri.

“2R Ayşe!”

“Kimmm?”

“Ya off açın kapıyı hadi uykum var!”

*Havayolu şirketine göre değişiklik göstermekle birlikte, güvenlik ve net bir ifade açısından kabin memurları uçak içi iletişimde görevli oldukları kapılara göre adlandırılırlar genelde ve kendilerini bu şekilde tanıtarak konuşmaya başlarlar. Ön kapılar 1 numaradır; ön sağ kapı 1 right, sol kapı, 1 left olur. Arka kapılar 2 numara olur.. Böyle gider. 1R yerine R1 olabilir, sadece ad kullanabilir ya da havayolu bambaşka bir kural benimsemiş olabilir. 
Benim bu uçuştaki kapım arka sağ kapı ise biri aradığında ya da ben birini aradığımda “2R Ayşe” derim, sonra da “24. sıradaki yolcu uçaktan paraşütle atlamak istiyor” şeklindeki maruzatımı bildiririm meselâ.

Kar Yolları Kapadı!

06 Aralık 2012, 21:43 | Havacılık, Kabin Memurluğu, Seyahat, Sivil Havacılık, Uçak, Yolculuk kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum
Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Uçağın kalkacağı meydanda kar yağışı vardır. Doğal olarak akıcı bir trafik yoktur. Kar sebebiyle pistin temizlenmesi gerekiyor, uçağın kanatlarının temiz kalması gerekiyor. Kaptan ‘de-icing’ (anti-icing) alacağımızı söylemiştir. Ama önümüzde bu işlem için bekleyen başka uçaklar da vardır. Limanda da bir tane de-icing aracı olduğundan, tek yapılacak şey beklemektir. Şimdi bunu bir de kabine açıklama kısmı vardır. Oy oy oy..

Uçağın kanatlarının karla kaplanıp donmaması ve buzlanmaması için uçuş öncesi de-icing işlemi uygulanır. Bir vinç yardımıyla uçağın gövdesine, kanatlarına, kuyruk kısmına, motorlarına buz önleyici sıvı püskürtülür.

Bu önemlidir zira uçağın kalkış yapabilmesi, uçabilmesi için işbu hareketli parçaların ‘hareket edebiliyor’ olması gerekir. E uçak bu işleme girince uçuş aksar, gecikmeler olur vs. Her uçağa yapıldığından kümülatif bir gecikme ve aksaklık olur hatta. Haliyle yolcu açısından da, uçuşlar açısından da, havayolu şirketi açısından da sıkıntılar meydana gelir ancak görüldüğü üzere durum hava şartlarıyla ilgili olup güvenli bir uçuş için şart olan bir işlemdir. Keyfî bir olay ya da karar değildir.

Kaptan uçakta ilgili anonsu yapmıştır ama insanlar ya dikkat edip dinlememiştir ya inanmamıştır ya da inanıp anlasa bile sorgulamaya devam etmek istemektedir. Anlayanlar ise zaten kendi hallerinde beklemektedir. Derken, chime sesi duyulur. Yanımdaki arkadaşa neyle karşılaşacağımı bildiğimi gösteren bir yüzle gülümseyip ilgili koltuğa doğru ilerledim.

 “Hanımefendi neden bekliyoruz acaba?”

 Az önce anonsa yapıldı gerçi ama.. Hatta bak merak ediyorum, bu anonsu dinlemiyorsan, acil bir durumda yapılan anonslarda ne yapacaksın? Kulak kesilmek için sarsıntıya gerek olmamalı bence. Neyse amaaan..

 “Beyefendi hava kar yağışlı olduğundan (sanki kendi bilmiyor) uçağa buzlanma önleyici işlem yapılacak, onun için sıra bekliyoruz. Bütün kalkış yapacak uçaklara uygulanıyor şu an. İşlem yapılır yapılmaz kalkacak uçak.”

“İyi de kar yağıyor diye beklemek zorunda mıyız yani? Bu kadar para verdik, koskoca uçak. Bir kar yağıyor diye de bu kadar olmaz ki! Otobüs gidiyor, uçak gidemiyor hayret bir şey.”

Ya asıl sen hayret bir şeysin. Nasıl bir açıklama yapmak gerek acaba? Otobüse binseydiniz mi diyeyim, koskoca arabanın da tekeri var ama bataklıkta gidemiyor nedense hıh mı diyeyim, ne diyeyim?? Kulaklarımdan dumanlar çıkacak neredeyse.. Tek sıkıntısı türbülans değil ki uçağın..

“Bakın beyefendi nasıl ki araçlar karlı buzlu yola giderken zincir ve benzeri önlemler alırlar uçaklar da aynı şekilde buzlanma önleyici işleme girmek durumundadır. Çünkü uçağın uçabilmesi için kanat, kuyruk gibi hareketli aksamlarının donmaması gerekir. Bu da hak verirsiniz ki sizin güvenliğiniz, hepimizin güvenliği için önemli bir durumdur.”

Bu sebeple kalkamamış, düşmüş uçakları anlatmaya başlatma bana şimdi bu kadar insan içinde aaaaaaa!!!

 “İyi de alıyorsunuz bizi uçağa, yok buzmuş falan bekletiyorsunuz. Bari içeride bekleseydik yani.”

Ya bak buzmuş falan derken amma zaman geçti. Seni içeri alalım, salonda beklerken, de-icing yapalım, tam sen binerken yine donsun falan böyle sabaha kadar dönüp duralım. Kalkış sırasından vs. bahsetmiyorum bile.

“Bu işlem önceden yapılabilecek bir şey olsaydı zaten sizi bekletmezdik. Şu an birçok operasyon aksıyor ne yazık ki. (havayolu şirketi de sıkıntılı merak etmeyin) Ancak bu işlem hemen kalkış öncesinde yapılır ve uçak öyle kalkar”

 “Nedense de hep sizin havayolu böyle oluyor?”

Ha ben de ne zaman gelecek diye merak ediyordum bu cümle. Ben ne diyorum sen ne diyorsun amca ya?!

 “Beyefendi havayoluyla değil, hava şartlarıyla ilgili bir durum bu. Pencereden bakarsanız diğer uçakların da aynı olayı yaşadığını görürsünüz.”

Kime anlatıyorum ya, boğazım acıdı resmen, dilim pörsüdü, içim kurudu. Çekin kurtarın beni yeter!

 “Hep böyle deyin tabii”

 He canım hep böyle diyoruz. Sonra iki kadeh kaldırıp gülüyoruz içeride..

 Bakınız de-icing işlemi

Bu da uygulamanın nasıl yapıldığıyla ilgili video için:

http://science.discovery.com/tv-shows/how-do-they-do-it/videos/how-do-they-do-it-de-icing-a-plane.htm

 

 

Uçak mı Eski Acaba?!

17 Ağustos 2012, 12:24 | Havacılık, Seyahat, Uçak, Yolculuk kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın
Etiketler: , , , , , , , ,

Alçalmadayız, hafif şiddette türbülans var. Bir yolcu pat diye tuttu kolumu yanından geçerken.  Bu kibar hareketine binaen döndüm kendisine gülümseyerek.

“Ya sizin uçaklarda bir sorun mu var? Ben geçen yıl da uçtum böyle sallanmıyordu, uçak mı eski, kaptan mı bir şey yapıyor?..”

Dedik o kadar Kaptan’a kurcalamayın uçağı bu kadar diye.. İşte yıldan yıla böyle oluyor, sormayın gitsin, aman gelecek yıl hiç binmeyin.. Eskidi artık zaten uçak, seneye üstü açık falan gideceğiz galiba. Kanatlar falan da yıprandı iyice.. Türbülansın uçakla bir ilgisi yok hanımefendi, hava muhalefeti sebebiyle sallanır uçaklar. Bir tek bizim uçaklar değil, hepsi böyledir.  Sizin şansınıza geçen yıl uçtuğunuzda hava güzelmiş demek ki..”

“Böyle dersiniz zaten..”   

“He canım böyle diyoruz hep..”

“Durum dediğim gibi hanımefendi. Başka bir açıklaması yok. Arabayı kullanırken arabayı siz mi sarsıyorsunuz yol mu sarsıyor? Neden yalan söyleyeyim? 10000 metrede çarpılırım valla..”

This is Your Captain Singing..

10 Ağustos 2012, 21:36 | Havacılık, Seyahat, Uçak, Yolculuk kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın
Etiketler: , , , , , , , ,

Yolcular uçağa yerleşiyor, boarding bitti bitecek.. 18-20 yaşlarında genç bir oğlan geldi:

“Pardon bir şey soracaktım. Kaptan şarkı söyleyebilir mi acaba uçuşta?”

“[Tabii ne söylesin? Pop? Rock? Kürdili hicazkâr?] Nasıl yani?”

“Ben daha önce uçtuğumda söylemişti ama..?!”

“Daha önce nerede, hangi kaptanla uçtuğunuzu bilemiyorum da bayağı iyi uçmuşsunuz normal şartlarda böyle bir uygulama yok maalesef. O şansınıza denk gelivermiş..”

“Ben yolcuyum ama istediğimi söyleseniz yapmaz mı?”

Yapar tabii. Yapmaz mı? Yolcu memnuniyeti her şeyden öte! Karaoke de var hatta bazen hep beraber takılıyoruz.  Mikrofon vereyim söylersin? Valla çok istiyorsanız söyleyeyim tabii ama kabul edeceğini hiç sanmıyorum.”

O esnada, Kaptanın yüzünü, huyunu bir de bu isteği düşününce yok yani, ı ıh.. 🙂

“Bari kokpiti göreyim?”

Ben seni pencere kenarına oturtayım bağlayalım bu işi bence.. Çok üzgünüm o da güvenlik açısından mümkün değil, ben sizi yerinize alayım, kalkış için görev yerime geçmem lâzım.”

 

Yolcu yolunda gerek hadi canım benim!

(bkz: bir uçakta yaşanabilecek en dumur olaylar)

WordPress.com'da Blog Oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.

%d blogcu bunu beğendi: