Bir Dakika Önce Bir Dakika Sonra

06 Temmuz 2015, 13:49 | Havacılık, Kabin Memurluğu, Seyahat, Sivil Havacılık, Uçak, Yolculuk kategorisinde yayınlandı | 2 Yorum
Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

nicebye bye

Reklamlar

Hayatında Hiç Kahve İçmemişçesine!!

21 Haziran 2014, 00:40 | Havacılık, Kabin Memurluğu, Seyahat, Sivil Havacılık, Uçak, Yolculuk kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın
Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Ucakta Ikram

İlk Uçuş!

16 Haziran 2014, 00:34 | Kabin Memurluğu, Seyahat, Uçak, Yolculuk kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın
Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Günlerden bir gün bir yolcu körükten sekerek geliyordu… Üzerinde kırmızı kapüşonlu bir eşofman üstüyle anneannesine yemek götüren modern kırmızı başlıklı oğlan diyebiliriz. Sevgi çemberi oluşturup ront yapmamıza az kalmıştı ki:

“İlk kez biniyorum ben uçağa, çok mutluyum!! ” dedi.

Boynuna Hawaii usulü çiçekli kolyemizi taktıktan sonra Türk usulü lolipopumuzdan takdim edip alkışlarla kabine alıyoruz. Boarding esnasında arada bir karşılaşıyoruz:

“Hava çok güzel, yerim de cam kenarı çok şanslıyım, hep dışarıyı seyredeceğim” diyor.

“Keyfini çıkarın, güzel bir yolculuk dilerim” diyorum.

Sonra servise bir çıkıyoruz ki çocuk bulutlar üzerinde rüyalara dalmış. Kaçtı güzelim bulutlar!!

İnerken hevesini kurt yemiş misâli asık suratıyla yanımıza geliyor:

“E ben uyumuşum ya!”

He ya, uyudun resmen!  Bir dahaki sefere inşallah :)”

“Nasıl uyudum ya?!” diyerek uzaklaştı gitti.. Üzüldüm tabii.

İşte bu karikatürü görünce kırmızı başlıklı çocuk geldi aklıma 🙂

ilk uçuş, uçağa ilk kez binmek

Sizce de Biraz Hızlı Gitmiyor Muyuz?

06 Haziran 2014, 00:09 | Kabin Memurluğu, Uçak, Yolculuk kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın
Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Retro TravelSabah namazını müteakiben çıktım yola. Erken kalkan yol alırmış, önümde 14 saatlik bir çalışma günü var. Dedim “Beni beklemeyin yiyin siz.” Hiç beklemedik ki der gibi baktılar yüzüme. Aslında hiç yoktular… Maksat sabahın köründe normal bir aile evinden çıkıyormuşçasına hareket etmek… Bu sabahların bir anlamı olmalı!! Nitekim birazdan Meksika dalgasıvari bir güruhun içinde çalkalanacaktım.

Caddeye doğru çıkmıştım ki annesinin elinden tutmuş yürüyen bir çocuk “Aaa anne kadın asker!!” dedi. Hulen ne işin var bu saatte senin sokakta?! İçtima hazırlığı mı yapıyorsun, ne yapıyorsun?

Çoocuğu ivedilikle bilgilendirdik annesiyle beraber. Kendisini güneşten önce aydınlatmanın mutluluğu ile devam ettim yoluma. Serin serin iyi geldi hava.

Neyse efendim geldik uçağa… Karnım, daha sabah olduğunun farkına varamadığı için acıkmamışken yolcuların yiyeceklerini hazırlamaya koyuldum. Kabinin arkasından bir özçekim geliyor: Yolcularla kahvaltı keyfi! 😛 Menümüzde karga boku!

Servis başladı, sağlı sollu ilerliyoruz. 8. ya da 9. sıra civarındaydık. Ön kolumun üst kısmının dürtüklenmesi suretiyle durduruldum.

“Buyurun?” Kolumdan bir parça mı istemiştiniz?!

“Sizce de biraz hızlı gitmiyor muyuz?”

‘Daha sekizinci sıradayız yahu, ne hızı?! mı demeliydim?

Yoksa, ‘Adınızı bile bilmiyorum ama bana yemek veriyorsunuz bu ne samimiyet?’ mi demek istiyordu beyefendi? Du bakalım:

“Anlayamadım tam?”

“Uçak diyorum, uçak diyor, hani hızlı gitmiyor mu biraz?”

Haaa, ne salaksın diyor, anlamıyorsun diyor…

“Yani uçaktayız normal değil mi? Hızlı olsun diye binmiyor muyuz?” Yani şahsen ben her gün 35000 feet irtifada saatte 700 km hızla gitmedikçe kendime gelemiyorum.

“Bana hızlı geldi de biraz.”

Ah beyefendi siz çok yanlış gelmişsiniz o zaman! diyemedim.

“Uçak korkunuz mu var?”

“Yok sadece uçak hızlı gibi işte.” Vuhuuu kapalı devre sohbet!!

“E böylece gideceğimiz yere daha çabuk varacağız, öyle değil mi?”

Gülümseyerek söylemeye çalışıyorum yanlış anlamaz inşallah.

“Öyle de.. Hufff”

“Otobüsle de gelebilirdiniz?” dedim birden. Demese miydim? Sattım şirketi iki dakikada fiiuuvv!! Ne deseydim ki başka? Uçak hızlı diyor adam. Ayıp mı ettim ki? Ne güzel sohbet ediyoruz şurada yahu. Adam pek sinirlenmişe benzemiyor hem. Du bakalım ne diyecek. Arkadaş da yardırdı gidiyor bu arada. İneceğiz birazdan, hızlı gidiyor lanet olası uçak 🙂

“Hehe 2 gün sürerdi artık eheheh”

Layynnn dalga mı geçiyorsun, servisi mi sabote ediyorsun, ne yapıyorsun?!?!?!

“E yani onu diyorum ben de…” Zaten az oksijen var, boşa harcadık işte yine..

“Tuttum sizi di mi?”

Valla ben de sizi tuttum. Çok espiriklisiniz!

“Estağfurullah… Kahve?”

Yetişin A Dostlar Uçak Rotadan Çıktı!!

30 Temmuz 2013, 01:05 | Kabin Memurluğu, Yolculuk kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum
Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Hatırlıyor musunuz koltuğunu arayan gitarlı yolcuyla olan uçuşu? Burada yazmıştım. Hah o uçuş hiç bitmedi işte! 
Eğlence salonlarında kutudan fırlayan köstebeklerin kafasına vurma oyunu vardır ya, tam da öyleydi.. Birini hallediyoruz bir diğeri fırlıyor, arka taraf asayiş berkemal derken ön taraf Meksika dalgasına başlıyor falan.. Uçağın içi şenlik alanı gibiydi.
Kalkışı sağ salim atlattıktan sonra servise hazırlanmaya başladık. Çocuklar, Road Runner misalî koşuşturuyor kabinde. Anneler, beşinci kattan evlâdını yemeğe çağırıyormuşçasına haykırıyor çocuklarına.
Koridordan geçerken kucağıma bir çocuk bile tutuşturuldu hatta; ‘Bak hostes abla iğne yapar!’ diye. Yuha!! Freud’dan başlayan kısa sohbetim öğrenmede davranışçı yaklaşıma gelmek üzereydi ki çocuğun çişi geldi. Oracığa yapacak olsaydı hangi yaklaşımdan girişirdim bilemiyorum fakat herkesin gördüğü, gülümseyici yaklaşımım oldu tabii.  Neyse bu konuyla sık karşılaştığımdan ayrı bir macera olarak anlatacağım..
Çocuğu ana kucağına teslim ettikten sonra servis başladı. Çaydı kahveydi derken bir eğlendik bir eğlendik dedik artık çekelim şu trolleyi tekerler değmeden. Tam dibimde bir kadın bağırdı o esnada:

“Ayyy hostessss uçak rotadan çıktı!!!”

Dedim ‘teyze sen de katıl bize hep beraber çıkalım rotadan hobaa!’

Teyzeye yakın olan bendim, arkadaş çekti trolleyi ben de teyzeye yaklaştım. Şşştt çaktırma teyze ya ne güzel gidiyoruz işte!!

“Ne oldu hanımefendi anlayamadım tam?”, dedim.

“Uçak rotadan çıktı kızım! Çizgide gitmiyor!” dedi ekranı göstererek. Ha ciddi yani teyze!! Nitekim, Sabiha Gökçen’le beraber uçmuş gibi bakıyordu yüzüme. Ciddileştim tabii hemen.

Ekrana baktım, bildiğim her günkü ekran. Hangi sebepten dolayı rotadan çıkılmış olabileceğini düşünmüştür diye kübik ve gerçeküstücü bir yaklaşımla pencereden şöyle bir baktım karanlığa, o anki rüzgâr ve hızımızı hemencecik hesaplayıp yeniden değerlendirdim görüntüyü. Teyzecim korkacak bir şey yok Kaptan shortcut almış Filipinler üzerinden yaklaşacak piste! Tanrımmm kabin, kabin olalı böyle determinizm görmedi, ne kaddar da bilimselim 😛

Uçağa binmiş olanlar bilecektir. Birçok uçakta uçuş bilgilerinin, rotasının verildiği, ayrıca reklam, film vb. gösterilen kabin eğlence sistemleri vardır. Harita kısmında da çeşitli animasyonlar olur. Dünyadan başlar göstermeye bulunduğun
coğrafyaya yaklaşır, uçağın nereden nereye gideceğini çizer,  beğenmez siler, yok ters döner, şekil yapar, yay çizer vs.

İki uçağın burnunun çizgi üzerindeki yönüne bakacak olursanız, yolcumuzun olaya ne denli hassas yaklaştığını görebilirsiniz.


İşte canım teyzem bir bakmış uçak rotayı gösterirken burnu Yunanistan’a doğru kaymış, İstanbul’u göstermiyor, gösterilen çizgi üzerinde de değil. Ah teyzecim biz alıştık sen de alışırsın, uçak işte burnunun dikine gidiyor hep! Açıkladım tabii durumu, her şeyin normal olduğunu… Fakat o esnada durum teyzeyle mi kaldı? Kalmadı.

“Hostessss uçak rotadan çıktı!!” yı duyan maceraperest yolcular ne yapar?

“Neeeaaa uçak rotadan mı çıkmış?”

“Nasıl ya?”

“Ne oluyor, ne oluyor?”

Pencereden bakmalar, ayağa kalkıp teyze ciddi mi diye teşhise gelenler, uçak rotadan çıktığı için ağlayan çocuklar, uçak rotadan çıktı diye ağlamayı bırakan çocuklar, uçağın rotasından bağımsız olarak ağlayan bebekler, cidden Filipinler’e insek umrunda olmayacak gençler, tek kaşı kalkık cool görünümlü fakat gergin gitarcı ve gitarı.. Aaa sen de vardın değil mi Desperado?! 🙂 İyi misin nasılsın? Rahat mı koltuk?

Ve gitarist beklenmedik bir hareket yaptı o anda. Gitarının üzerinden ufak bir baş hareketiyle beni çağırdı. Kanka mı olduk bir anda ne oldu kuzum? Bir gözü ekranda bir gözü pencerede. Rota görünüyor mu bari, bak bakalım çizgide mi gidiyoruz? Eğildim, dikkat kesildim. Desperado aslında teyzeye inanmamış ama belli ki kurt düşmüş içine, ‘cidden bir sorun var mı?’ diye fısıldadı kulağıma.

Ben de fısıldadım: “Korkma Desperado, sorun yok koltuk sayımız tam, saydım yeniden, yolumuzda gidiyoruz!”

Uçuşun en güzel ânı, tekerlerin yere değeceği andaki yaşadığımız sessizlikti. Oh!

Millet, daha açık olmayan kapıdan inmek için ayağa kalkmış beklerken bir ses geldi aradan:

– İstanbul değil mi kızım?

Bakayım doğru mu geldik?

Yok teyze Manila burası, sonraki durak seninki! Evet teyzeciğim merak etmeyin siz…

Gitarcı sen de biniş kartlarıyla barışık ol artık, haydi selametle!

 

Kar Yolları Kapadı!

06 Aralık 2012, 21:43 | Havacılık, Kabin Memurluğu, Seyahat, Sivil Havacılık, Uçak, Yolculuk kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum
Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Uçağın kalkacağı meydanda kar yağışı vardır. Doğal olarak akıcı bir trafik yoktur. Kar sebebiyle pistin temizlenmesi gerekiyor, uçağın kanatlarının temiz kalması gerekiyor. Kaptan ‘de-icing’ (anti-icing) alacağımızı söylemiştir. Ama önümüzde bu işlem için bekleyen başka uçaklar da vardır. Limanda da bir tane de-icing aracı olduğundan, tek yapılacak şey beklemektir. Şimdi bunu bir de kabine açıklama kısmı vardır. Oy oy oy..

Uçağın kanatlarının karla kaplanıp donmaması ve buzlanmaması için uçuş öncesi de-icing işlemi uygulanır. Bir vinç yardımıyla uçağın gövdesine, kanatlarına, kuyruk kısmına, motorlarına buz önleyici sıvı püskürtülür.

Bu önemlidir zira uçağın kalkış yapabilmesi, uçabilmesi için işbu hareketli parçaların ‘hareket edebiliyor’ olması gerekir. E uçak bu işleme girince uçuş aksar, gecikmeler olur vs. Her uçağa yapıldığından kümülatif bir gecikme ve aksaklık olur hatta. Haliyle yolcu açısından da, uçuşlar açısından da, havayolu şirketi açısından da sıkıntılar meydana gelir ancak görüldüğü üzere durum hava şartlarıyla ilgili olup güvenli bir uçuş için şart olan bir işlemdir. Keyfî bir olay ya da karar değildir.

Kaptan uçakta ilgili anonsu yapmıştır ama insanlar ya dikkat edip dinlememiştir ya inanmamıştır ya da inanıp anlasa bile sorgulamaya devam etmek istemektedir. Anlayanlar ise zaten kendi hallerinde beklemektedir. Derken, chime sesi duyulur. Yanımdaki arkadaşa neyle karşılaşacağımı bildiğimi gösteren bir yüzle gülümseyip ilgili koltuğa doğru ilerledim.

 “Hanımefendi neden bekliyoruz acaba?”

 Az önce anonsa yapıldı gerçi ama.. Hatta bak merak ediyorum, bu anonsu dinlemiyorsan, acil bir durumda yapılan anonslarda ne yapacaksın? Kulak kesilmek için sarsıntıya gerek olmamalı bence. Neyse amaaan..

 “Beyefendi hava kar yağışlı olduğundan (sanki kendi bilmiyor) uçağa buzlanma önleyici işlem yapılacak, onun için sıra bekliyoruz. Bütün kalkış yapacak uçaklara uygulanıyor şu an. İşlem yapılır yapılmaz kalkacak uçak.”

“İyi de kar yağıyor diye beklemek zorunda mıyız yani? Bu kadar para verdik, koskoca uçak. Bir kar yağıyor diye de bu kadar olmaz ki! Otobüs gidiyor, uçak gidemiyor hayret bir şey.”

Ya asıl sen hayret bir şeysin. Nasıl bir açıklama yapmak gerek acaba? Otobüse binseydiniz mi diyeyim, koskoca arabanın da tekeri var ama bataklıkta gidemiyor nedense hıh mı diyeyim, ne diyeyim?? Kulaklarımdan dumanlar çıkacak neredeyse.. Tek sıkıntısı türbülans değil ki uçağın..

“Bakın beyefendi nasıl ki araçlar karlı buzlu yola giderken zincir ve benzeri önlemler alırlar uçaklar da aynı şekilde buzlanma önleyici işleme girmek durumundadır. Çünkü uçağın uçabilmesi için kanat, kuyruk gibi hareketli aksamlarının donmaması gerekir. Bu da hak verirsiniz ki sizin güvenliğiniz, hepimizin güvenliği için önemli bir durumdur.”

Bu sebeple kalkamamış, düşmüş uçakları anlatmaya başlatma bana şimdi bu kadar insan içinde aaaaaaa!!!

 “İyi de alıyorsunuz bizi uçağa, yok buzmuş falan bekletiyorsunuz. Bari içeride bekleseydik yani.”

Ya bak buzmuş falan derken amma zaman geçti. Seni içeri alalım, salonda beklerken, de-icing yapalım, tam sen binerken yine donsun falan böyle sabaha kadar dönüp duralım. Kalkış sırasından vs. bahsetmiyorum bile.

“Bu işlem önceden yapılabilecek bir şey olsaydı zaten sizi bekletmezdik. Şu an birçok operasyon aksıyor ne yazık ki. (havayolu şirketi de sıkıntılı merak etmeyin) Ancak bu işlem hemen kalkış öncesinde yapılır ve uçak öyle kalkar”

 “Nedense de hep sizin havayolu böyle oluyor?”

Ha ben de ne zaman gelecek diye merak ediyordum bu cümle. Ben ne diyorum sen ne diyorsun amca ya?!

 “Beyefendi havayoluyla değil, hava şartlarıyla ilgili bir durum bu. Pencereden bakarsanız diğer uçakların da aynı olayı yaşadığını görürsünüz.”

Kime anlatıyorum ya, boğazım acıdı resmen, dilim pörsüdü, içim kurudu. Çekin kurtarın beni yeter!

 “Hep böyle deyin tabii”

 He canım hep böyle diyoruz. Sonra iki kadeh kaldırıp gülüyoruz içeride..

 Bakınız de-icing işlemi

Bu da uygulamanın nasıl yapıldığıyla ilgili video için:

http://science.discovery.com/tv-shows/how-do-they-do-it/videos/how-do-they-do-it-de-icing-a-plane.htm

 

 

3 Gram Oksijen Çek!

09 Kasım 2012, 03:34 | Havacılık, Seyahat, Sivil Havacılık, Uçak, Yolculuk kategorisinde yayınlandı | 4 Yorum
Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

Yolcular bindi, güvenlik demosu yapıldı, uçak kalktı, servis yapıldı..

Ön sıralarda oturan bir yolcu çağırdı. Annesi babasıyla oturan 20 yaşlarında bir genç.

“Anneme oksijen verin” dedi.

Hö? Anneye bakıyorum duruyor öyle. Kötü değil gibi ama?

“Nesi vardı? Ne oldu?” diye sordum.

Baba araya karıştı, elini üstteki panellere uzatarak “E gösteriyorsunuz o kadar oksijen falan, verin işte hadi” dedi.

İsyeeaaaann!

“Beyefendi gösterdiğimiz üzere, o oksijen sadece acil durumlarda kullanılıyor. Hanımefendinin nesi vardı yardımcı olmaya çalışayım. Var mı bir hastalığı, kullanması gereken ilaç?”

“İşte acil durum var. Nefes alamıyor!”

Teyzem gayet iyi görünüyor. İkisinin ortasında oturmuş, etrafa bakınıyor. Eğildim teyzenin yanına.

“Hanımefendi iyi misiniz?”

“He iyiyim”

“Değil değil” dedi oğlan “Daraldık ver artık şu oksijeni de takalım rahat edelim”

 Kes de ver oksijeni kadın! Bu ne yahu, içelim güzelleşelim der gibi. Bakkaldan ekmek istiyor sanki! Laf anlatmak mümkün değil. Oksijenle ne gibi hayaller kuruyor acaba? İki nefes alıp koridorda halay mı çekeceğiz? Hobaa! Haydi 8C sen de katıl!

 “Bakın beyefendi, o oksijen acil durumlar için kullanılıyor ve uçakta şu an herhangi acil bir durum söz konusu değil. Hanımefendi iyi olduğunu söyledi. Havalandırmalarınızı da açtım. Rahat olun lütfen. Hanımefendi nefes alamayacak olursa ben yardımcı olacağım size.”

 “3 gram oksijen istedik yani!”

 Aaaaaaaaaaaaaaaa!

Uçak mı Eski Acaba?!

17 Ağustos 2012, 12:24 | Havacılık, Seyahat, Uçak, Yolculuk kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın
Etiketler: , , , , , , , ,

Alçalmadayız, hafif şiddette türbülans var. Bir yolcu pat diye tuttu kolumu yanından geçerken.  Bu kibar hareketine binaen döndüm kendisine gülümseyerek.

“Ya sizin uçaklarda bir sorun mu var? Ben geçen yıl da uçtum böyle sallanmıyordu, uçak mı eski, kaptan mı bir şey yapıyor?..”

Dedik o kadar Kaptan’a kurcalamayın uçağı bu kadar diye.. İşte yıldan yıla böyle oluyor, sormayın gitsin, aman gelecek yıl hiç binmeyin.. Eskidi artık zaten uçak, seneye üstü açık falan gideceğiz galiba. Kanatlar falan da yıprandı iyice.. Türbülansın uçakla bir ilgisi yok hanımefendi, hava muhalefeti sebebiyle sallanır uçaklar. Bir tek bizim uçaklar değil, hepsi böyledir.  Sizin şansınıza geçen yıl uçtuğunuzda hava güzelmiş demek ki..”

“Böyle dersiniz zaten..”   

“He canım böyle diyoruz hep..”

“Durum dediğim gibi hanımefendi. Başka bir açıklaması yok. Arabayı kullanırken arabayı siz mi sarsıyorsunuz yol mu sarsıyor? Neden yalan söyleyeyim? 10000 metrede çarpılırım valla..”

This is Your Captain Singing..

10 Ağustos 2012, 21:36 | Havacılık, Seyahat, Uçak, Yolculuk kategorisinde yayınlandı | Yorum bırakın
Etiketler: , , , , , , , ,

Yolcular uçağa yerleşiyor, boarding bitti bitecek.. 18-20 yaşlarında genç bir oğlan geldi:

“Pardon bir şey soracaktım. Kaptan şarkı söyleyebilir mi acaba uçuşta?”

“[Tabii ne söylesin? Pop? Rock? Kürdili hicazkâr?] Nasıl yani?”

“Ben daha önce uçtuğumda söylemişti ama..?!”

“Daha önce nerede, hangi kaptanla uçtuğunuzu bilemiyorum da bayağı iyi uçmuşsunuz normal şartlarda böyle bir uygulama yok maalesef. O şansınıza denk gelivermiş..”

“Ben yolcuyum ama istediğimi söyleseniz yapmaz mı?”

Yapar tabii. Yapmaz mı? Yolcu memnuniyeti her şeyden öte! Karaoke de var hatta bazen hep beraber takılıyoruz.  Mikrofon vereyim söylersin? Valla çok istiyorsanız söyleyeyim tabii ama kabul edeceğini hiç sanmıyorum.”

O esnada, Kaptanın yüzünü, huyunu bir de bu isteği düşününce yok yani, ı ıh.. 🙂

“Bari kokpiti göreyim?”

Ben seni pencere kenarına oturtayım bağlayalım bu işi bence.. Çok üzgünüm o da güvenlik açısından mümkün değil, ben sizi yerinize alayım, kalkış için görev yerime geçmem lâzım.”

 

Yolcu yolunda gerek hadi canım benim!

(bkz: bir uçakta yaşanabilecek en dumur olaylar)

Uçağımıza Hoş Geldiniz!

27 Temmuz 2012, 17:46 | Havacılık, Seyahat, Sivil Havacılık, Uçak, Yolculuk kategorisinde yayınlandı | 3 Yorum
Etiketler: , , , , , , , , ,

Otobüs, dolmuş, taksi, vapur vb. ile karşılaştırıldığında herkesin tavır ve yaklaşımının bir anda değiştiği tuhaf bir araç uçak. Yerden yükselince harici hava sıcaklığı düşerken, kabin içi sıcaklık artıyor 🙂

Meselâ bir şehirden başka bir şehre yer değişimimizi sağlayan şehirlerarası otobüslere bindiğimizde kimse kapıdan girince “Hani benim selamım? Neden kimse beni karşılamıyor?” havasına bürünmüyor. Muavin sıraya geçip 50 kere hoşgeldiniz demiyor. Uçaklarda bu ihtiyaç nereden kaynaklanıyor peki? Neden kabin görevlisi bir an için başka yöne baktığında içeri giren yolcu “Şurada bir hoş geldiniz diyeceksiniz onu bile beceremiyorsunuz!!” diye tersliyor? ‘Baaak ben uçağa binebiliyorum, ben özelim’ hissi mi? Fark ne? Amaç ne? Amaç mekân, şehir değişikliği değil mi? Sırf şehir daha hızlı terk edildi diye mi birileri bana sarılsın, beni kucaklasın, öpsün hoş geldin desin duyguları oluşuveriyor bünyede? Ben yolcu olarak uçağa bindiğimde böyle bir şeye gerek duymuyorum açıkçası. Ya da aslında normali böyle olmalı yolculukların fakat biz otobüslerde bu şekilde törpülendiğimiz için fark etmiyor bir şey, bilemedim.

Uçağa ilk kez biniliyor olabilir, yardıma ihtiyaç duyulabilir, anlaşılır. Bu apayrı bir konu zaten. Ancak şimdiye dek binilen araba, dolmuş, otobüs ve benzeri araçlarla uçağı hiçbir şekilde bütünleştirememek tuhaf geliyor bana. Otobüsün önünü arkasını biliyoruz da neden uçağınkini tahmin etmek zor oluyor? Otobüslerde koltuk numaralarının 1’den başladığını bilerek hareket ediyoruz da neden uçakta 1127’den başladığı düşünülebiliyor? 9-10 saatlik yol gidilen otobüste mikro dalga fırın yok diye celallenmiyoruz da neden 2-3 saatlik yolda uçakta fırın yok diye kavga çıkıyor?  Otobüste getirilen keki boynumuzu büküp yiyoruz da uçakta verildiğinde neden beğenmeyip bize veren kişinin suratına tiksinircesine fırlatıyoruz? Ve daha neler neler.. Hızlı gitmek neden bu kadar zor?

Tuhaf yerler işte havalimanları, uçaklar.. Neler oluyor bitiyor oralarda, havalarda? İşte hepsi şimdi burada!

Bayanlar, baylar ve sevgili çocuklar uçağımıza hoş geldiniz 🙂

WordPress.com'da Blog Oluşturun.
Entries ve yorumlar feeds.

%d blogcu bunu beğendi: